Mersin’in Batı Kıyıları İçin Kritik Uyarı: Akdeniz Fokunda Ekolojik Koridor Çağrısı

Mersin Üniversitesi Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (DEBİM) Müdürü Prof. Dr. Deniz Ayas, Akdeniz fokunun korunması için yalnızca fokların kullandığı mağaraların korunmasının yeterli olmadığını belirterek, Taşucu’ndan Anamur’a uzanan kıyı hattının bütüncül bir ekolojik koridor olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Akdeniz'in en hassas deniz memelilerinden biri olan Akdeniz fokunun yaşam alanları üzerindeki insan baskısı giderek artarken, Mersin kıyılarının korunmasına yönelik bütüncül planlama ihtiyacı da önem kazanıyor. Kıyı yapılaşması, yoğun insan kullanımı, balıkçılıkla yaşanan etkileşimler, deniz kirliliği ve besin kaynakları üzerindeki baskılar, türün yaşam alanlarını sınırlandıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor.

Mersin Üniversitesi Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (DEBİM) Müdürü Prof. Dr. Deniz Ayas, Akdeniz fokunun korunmasına ilişkin değerlendirmesinde, türün yalnızca görüldüğü veya barındığı birkaç noktanın korunmasının yeterli olmayacağını belirtti. Fokların beslenmek, dinlenmek ve üremek amacıyla farklı habitatlar arasında hareket ettiğine dikkat çeken Ayas, koruma çalışmalarında “ekolojik bağlantısallık” kavramının öne çıkarılması gerektiğini ifade etti.

“Bir mağarayı koruyup çevresini baskıya açarsanız gerçek koruma olmaz”

Akdeniz fokunun karşı karşıya olduğu tehditlerin önemli bölümünün insan faaliyetlerinden kaynaklandığını belirten Ayas, kıyı habitatlarının yapılaşma ve yoğun kullanım nedeniyle değiştiğini söyledi. Fokların dinlenme ve üreme amacıyla kullandığı mağaralarda da insan baskısının arttığına dikkat çeken Ayas, balıkçılık faaliyetleri ve deniz kirliliğinin de tür açısından önemli riskler oluşturduğunu dile getirdi. Fokların yaşam alanlarının birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Ayas, koruma anlayışının habitatlar arasındaki bağlantıyı da kapsaması gerektiğini söyledi.

Ayas, “Akdeniz fokunun korunmasını yalnızca belirli mağaraların veya fokların görüldüğü birkaç noktanın korunması şeklinde düşünmemek gerekir. Akdeniz foku geniş alan kullanan, beslenmek, dinlenmek ve üremek için farklı habitatlar arasında hareket eden bir türdür,” dedi. Ekolojik koridorların korunmasının önemine işaret eden Ayas, “Bir mağarayı koruyup çevresindeki kıyıyı yoğun insan baskısına açarsanız gerçek anlamda bir korumadan söz edemeyiz” ifadelerini kullandı.

Mersin'in batısında Taşucu-Anamur hattına dikkat

Mersin açısından özellikle kentin batı kıyılarının önem taşıdığını belirten Ayas, Taşucu'ndan başlayarak Aydıncık, Bozyazı ve Anamur'a kadar uzanan kıyıların bütüncül şekilde ele alınması gerektiğini söyledi. Bu bölgelerdeki kayalık kıyılar, deniz mağaraları, beslenme alanları ve doğal karakterini koruyan kıyı parçalarının birbirinden bağımsız olmadığını belirten Ayas, söz konusu alanların birlikte Akdeniz fokunun yaşamını sürdürebilmesi için bağlantılı bir habitat ağı oluşturduğunu ifade etti.

Ayas, “Mersin'in batısında koruma yaklaşımımızın temel hedeflerinden biri Taşucu–Anamur ekolojik koridorunun sürekliliğinin korunması olmalıdır,” diye konuştu. Korumanın yalnızca fokların kullandığı mağaralarla sınırlandırılmaması gerektiğini belirten Ayas, mağaralar arasındaki kıyı alanlarının doğal yapısının, beslenme alanlarının ve kritik bölgelerde insan baskısının da dikkate alınması gerektiğini söyledi.

“Habitat kaybı bütün koridoru etkileyebilir”

Kıyı hattının herhangi bir noktasında meydana gelebilecek ciddi habitat kaybının yalnızca o bölgeyle sınırlı kalmayacağını ifade eden Ayas, bunun ekolojik bağlantıyı bozarak bütün koridorun işlevini zayıflatabileceğini söyledi. Bu nedenle kıyı planlamalarında parçalı koruma anlayışı yerine ekolojik bağlantısallığı merkeze alan bütüncül bir denizel mekânsal planlama yaklaşımına ihtiyaç olduğunu belirten Ayas, Akdeniz fokunun korunmasının aynı zamanda çok sayıda canlı türünün yaşam alanlarının korunmasına katkı sağlayacağını kaydetti.

“Akdeniz foku bir şemsiye tür”

Akdeniz fokunun aynı zamanda “şemsiye tür” özelliği taşıdığını belirten Ayas, fokun yaşamını sürdürebilmesi için gerekli geniş ve sağlıklı yaşam alanlarının korunmasının diğer canlılara da doğrudan katkı sağlayacağını söyledi. Ayas, “Akdeniz foku için oluşturulan bütüncül bir koruma ağı, yalnızca fokları korumaz; Posidonia oceanica deniz çayırlarının, kayalık ve resif habitatlarının, orfoz ve sinarit gibi önemli balık türlerinin, deniz kuşlarının ve aynı ekosistemi paylaşan çok sayıda canlının korunmasına da katkı sağlar,” dedi.

İklim değişikliğinin de habitatların bağlantılı olmasını daha önemli hale getirdiğini ifade eden Ayas, denizlerin ısınması ve ekosistemlerde meydana gelen değişimlerin türlerin yaşam ve beslenme alanlarını değiştirebildiğini belirtti. Bağlantılı habitatların canlıların değişen çevresel koşullara uyum sağlayabilecekleri alanlara hareket edebilmesine imkân sunduğunu dile getirdi. Mersin açısından konunun yalnızca “Fok nerede görüldü?” sorusuyla ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Ayas, asıl değerlendirilmesi gerekenin fokların Taşucu'ndan Anamur'a kadar kullanabileceği bağlantılı kıyısal ve denizel habitatların korunup korunamadığı olduğunu söyledi.

Ayas, “Akdeniz fokunu korumak Akdeniz'i korumaktır" ifadesinin ekolojik açıdan güçlü bir karşılığı bulunduğunu belirterek, fokun yaşadığı mağaraların yanı sıra beslendiği denizin, hareket ettiği ekolojik koridorların ve tüm bu alanların oluşturduğu habitat ağının birlikte korunması gerektiğini sözlerine ekledi.

2026-08-19 09:20:41
22